İbâdet Mahallini Yıkanlar Nasıl Mümin Olabilir?

İstanbul Kağıthane'deki Sâdâbâd Kur'ân Kursumuzun hiçbir sebep yokken yıkıldığını gerek bloglarımdan gerekse sosyal medyadan herkese haykırdım. Buralardan haykırmalarımızın sebebi bizi duyup da bize acısınlar diye değildi. Bir Sâdâbâd yıkıldı ama biz binlerce Sâdâbâd yaparız sorun değil ancak olay çok farklı. Siyâsî de değil olay! Mezhepsizliği yaymak için bu ülkede devlet eliyle her türlü işlem yapılıyor. Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat mezhebine mensup olanlar arasında uyanık olanlar var ki onları devre dışı bırakmak için her şeyi yapıyorlar. 

Kur'ân Kurslarını yıkıyorlar ancak diğer taraftan kiliseleri imâr edip elektrik paralarını dahi ödüyorlar. Bakalım ibâdet mahallini yıkanların hâli nîce olurmuş? Tefsîr-i Neysâbûrî'nin 1. cildinin 371. sayfasında şöyle yazılmış:


"İbâdet mahallini tahrip etmek ibâdeti inkâr etmeyi beyân eder. İbâdeti inkar etmek ise Mâ'bûd'u inkârı gerektirir. İşte ibâdet mahallini yıkan bu şahıs gerçekte Müslüman olamaz; o ehl-i nifâkın ipine dizilen kimsedir. Münâfık ise kâfirdir ancak üzerinde ittifak olunmuştur ki aslen kâfir olan kimseden daha kötü hâldedir."

İşte her şey ortada. Yıkan da ortada, yıkılan da ortada! Tarafınızı seçin ve ona göre hareket edin! Yarın âhirette "eyvah!" demeyin!

Yorum Gönder

0 Yorumlar